Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2012 Cuma

O Vazgeçti [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 08:30



Sevdiği kıza kavuşamadığı için çekip gitmek isteyen gence, bilge sorar:


- Mecnun Leyla’sından vazgeçti mi?


Hayır.

- Kerem ateşten kaçtı mı?

Hayır.

- Ferhat dağları delmekten korktu mu?

Hayır.

- Ya Kocadağlı Ahmet?

Bir süre susup düşündükten sonra genç;

O'nu hiç duymadım ki efendim, deyince Bilge:

- "Tabi duymazsın, o vazgeçti.."

26 Temmuz 2012 Perşembe

Seviyorum Tanrım [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 12:54





İnanç Tarihi dersimin öğrencilerinden biriydi Tommy. Uzun saçlı, değişik
bir gençti. Sınıfta benimle en çok tartışan öğrenci oydu. Tanrı'ya kayıtsız
şartsız inanmayı kabullenmiyordu. Mezun olurken bana imalı, imalı;
-"Günün birinde Tanrı'yı bulacağıma inanıyor musun hocam? " dedi.
-"Hayır" dedim, yavaşça.
-"Yaaa" dedi. "Oysa senin, bu derste Tanrı'yı pazarladığını sanıyordum
hocam..." Kapıdan çıkıp gitmek üzereyken arkasından bağırdım:
-"Tanrı'yı bulabileceğini düşünmüyorum. Ama o seni mutlak bulacak bir gün,
eminim." Tommy, omuzunu silkip yürüdü... Mezuniyetten sonra izini
kaybetmiştim ki, acı haberi kendisi getirdi bana...Ölümcül kansere
yakalanmıştı. Odama girdiğinde; zayıflamış, çökmüştü... Kemoterapi,
o uzun saçlarını dökmüştü... Ama gözleri halâ pırıl pırıldı...
-"Birkaç haftalık ömrüm kalmış hocam" dedi.
-"Sana bir şey sorabilir miyim?" dedim.
-"Tabii" dedi, "Ne öğrenmek istiyorsun?"
-"Sadece 24 yaşında olmak ve ölmekte olduğunu bilmek nasıl bir şey?"
-"Daha kötüsü olabilirdi... 50 yaşında olmak, kafayı çekmek, kadınlarla
beraber olmak ve müthiş paralar kazanmayı, yaşamak, sanmak gibi..."
Sonra niye geldiğini anlattı... "Okulun son günü sana Tanrı'yı bulup
bulamayacağımı sormuş; "hayır" yanıtını alınca şaşırmıştım. Sonra,
"ama o seni bulur" dedin... İşte bunu çok düşündüm. Doktorlar
ciğerimden parça alıp kötü huylu olduğunu söylediklerinde;
Tanrı'yı aramayı ciddiye aldım birden... Habis ur, diğer hayati
organlarıma yayılmaya başlayınca, sabahlara kadar dualar etmeye
başladım... Hiç birşey olmadı. Bir sabah uyandığımda; ilahi bir mesaj
alma yolundaki umutsuz çabalarımdan vazgeçiverdim aniden.
Ömrümün geri kalan vaktini; Tanrı, ölümden sonra hayat falan gibi
şeylerle geçirmeyecektim. Daha önemli şeyler yapma kararı aldım.
O zaman gene seni düşündüm... "En büyük mutsuzluk, sevgisiz bir hayat
sürmektir, bundan daha kötüsü de bu dünyadan, sevdiklerine
"Seni seviyorum" diyemeden gitmektir" demiştin...
Son günlerimi bu eksiği gidermekle harcayacaktım işte...
En zorundan başladım... Babamdan..." Oğlu yanına geldiğinde;
babası, gazete okuyormuş.
-"Baba, seninle konuşmam lazım" demiş Tommy.
-"Peki, konuş oğlum"
-"Yani, çok önemli bir şey..."
Babası, gazeteyi 10 santim indirmiş o zaman aşağı;
- "Neymiş o bakalım?"
-"Baba, seni seviyorum. Bunu bilmeni istedim." Tommy,
gülümsedi, arkasını anlatırken... Babasının elinden yere düşmüş
gazete... Hayatında hiç yapmadığı iki şeyi yapmış.
Tommy'ye sarılmış ve ağlamış... Sabaha kadar konuşmuşlar.
Babası, ertesi sabah işe gitmek zorunda olduğu halde...
"Annem ve kardeşimle daha kolay oldu" diye devam
etti Tommy... "Onlar da bana sarılıp ağladılar. Yıllardır bana
söylemedikleri, söyleyemedikleri şeyleri anlattılar. Bütün bunları
yapmak için bu kadar geç kalmış olmama üzüldüm sadece...
Ölümün gölgesi üzerime düşünce; kalbimi açıyordum,
bana, aslında çok daha yakın olması gereken insanlara..."
Nefes aldı Tommy..." Bir gün baktım, Tanrı, orada...
Hemen yanıbaşımda duruyor... Ona yalvardığım zaman,
bana gelmemişti. Onun kendi programı vardı, kendi bildiği gibi
yapıyordu. Gerçek olan şu ki, haklıydın...
Ben, onu aramaktan vazgeçtiğim halde, gelip, beni bulmuştu."
- "Tommy" dedim. "Sandığından çok önemli şeyler söylüyorsun, tüm
insanlığa... Sen, Tanrı'yı bulmanın en emin yolunu anlatıyorsun.
Onu, sadece kendine ayırmak, sadece ihtiyaç duyunca aramak
işe yaramaz... Ama hayatını sevgiye açarsan o, gelir seni bulur.
Bunu anlatıyorsun farkında mısın?" Devam ettim; "Tommy, bana
bir iyilik yapar mısın, bunları gelip sınıfımda da anlatabilir misin?"
Bir gün tespit ettik. Ama Tommy gelemedi o gün... Ölümle hayatı
sona ermemişti tabii... Şekil değiştirmiş, büyük bir
adım atmıştı sadece... İnanmaktan, görmeye geçmişti...
Ölümünden önce son bir defa konuşmuştuk.
-"Söz verdiğim derse gelemeyeceğim, halsiz ve bitkinim hocam" demişti..
-"Anlıyorum Tommy !"
-"Benim yerime onlara sen anlatır mısın hocam, sen anlatır mısın?
Herkese, bütün dünyaya, benim için anlatır mısın?"
-"Anlatırım Tommy" dedim. "Anlatırım, merak etme!"

İnsanlara; "Seni seviyorum" demek için, ölümü beklemenize
gerek yok, şimdi, hemen şimdi başlayabilirsiniz...
Başlayın ki, hayatınız güzelleşsin, zenginleşsin..

Hem, şimdi başlamazsanız,
belki de hiç söyleme şansınız olmayabilir..
 

Balon [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 12:44




Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi
takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu.
Onu hayrete düşüren şey,
"Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların
adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.
Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor
ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın
kendisine baktığını farkederek ona doğru yaklaştı
ve bütün cesaretini toplayarak:

-Baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı.
Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra:
-Paran var mı? diye sordu. sen onu söyle.
-Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.
-Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.
Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan
ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali
kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan
tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı.
Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve
yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.
Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken,
baloncu ona doğru dönerek:

-Küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan
birini sana veririm. Yapılan teklif,
yavrucağın aklını başından almıştı.
Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını
aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı.
Hedefine adım-adım yaklaşırken duyduğu heyecan,
bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını
hissettirmiyordu. Sincap çevikliğiyle balonlara
ulaştığında bir müddet onları seyretti ve
dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı.
Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından
diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı.
Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa,
dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu.
İster istemez balonu yerinde bırakıp
aşağıya indi ve adam dönerek:
-Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o?
Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:
-Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al.
Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı.
Kaldırım kenarına oturup baloncunun
uzaklaşmasını bekledikten sonra,
dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:

"Olsun", diye mırıldandı. "Olsun." Ağacın üzerinde
kalsa da, bir balonum var ya artık..

Kırmızı Araba [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 12:34






Arkadaşım Gayle dört yıldan bu yana kansere karşı
yaşam mücadelesi veriyordu.
Diğer arkadaşlarımla birlikte onu ziyarete gittiğim bir gün çocukluk düşlerimizden söz ediyorduk. Gayle başını pencereye doğru çevirdi. Gözleri çok uzaklarda, sesi sitem dolu “Ben, kumandalı, kırmızı bir oyuncak arabamın olmasını isterdim hep, ama doğum günümde ne istediğimi söylersem; dileğimin gerçekleşmeyeceği korkusuyla hiç kimseye söyleyememiştim bunu. Bu nedenle de asla radyolu,
kırmızı bir oyuncak arabam olmadı.” dedi.
Gayle’i ziyaretimden bir kaç gün sonraydı. Çok sevdiğim
dondurmayı almak için sırada beklerken birden dondurmacının vitrinindeki kırmızı oyuncak arabayı gördüm.
Yanına da bir not iliştirilmişti: "Dondurmanızı alırken vereceğimiz kuponu doldurmayı unutmayın, belki de çekiliş sonunda
bu kumandalı araba sizin olabilir."
Hemen Gayle’in sözleri geldi aklıma. Bir kaç hafta boyunca sürekli dondurma alıp , verdikleri kuponları doldurdum. Hiç bir çekilişte de kazanamadım. Bu kırmızı arabayı mutlaka Gayle’e almalıydım.
Dördüncü haftanın sonunda artık çekilişte
kazanmaktan ümidimi yitirmiştim.
Dükkan sahibi ile konuşarak bana bu arabalardan
bir tanesini satmalarını rica ettim.
Dükkan sahibi dört haftadır hergün dondurma alıp, kuponları doldurduktan sonra büyük bir heyecanla çekiliş sonuçlarına
baktığımın gözünden kaçmadığını söyledi.
Ardından da gözlerimin içine bakarak:
"Söyler misiniz, neden bu kadar çok istiyorsunuz
bu arabayı? "diye sordu.
Gözlerimden süzülen yaşlara aldırmadan ona arkadaşımdan
söz ettim. Çok etkilenmişti. "İstediğiniz oyuncak arabayı
verdiğiniz adrese göndereceğim" dedi. Yazdığım çeki masanın
üstüne bırakarak , büyük bir mutlulukla evime geldim.
Ertesi günü Gayle’i ziyarete gittiğimde gözleri ışıl ışıldı.
Elindeki kırmızı oyuncak arabayı göstererek küçük bir çocuk heyecanıyla: "Bak" dedi. "Bunca yıl bekledim ama nihayet
dileğim gerçekleşti, hem de tam istediğim gibi !"
Ertesi günü postacı bir zarf uzattı elime.
Açıp okumaya başladım:

"Sevgili Bonnie, annem ve babam da kanserdi ve ikisinide,
altı ay gibi kısa bir sürede kaybettim. İkisi içinde çok çabaladım
ama doğrusu dostlarımın sevgisi ve cömertliği olmasaydı hiç
bir şey yapamazdım. Gerçek dostlarım olduğu için kendimi hep
şanslı hissettim. Gayle’de senin gibi bir dostu olduğu için
çok şanslı. En iyi dileklerimle. Norma"
Dondurma dükkanının sahibiydi mektubu yazan.
Benim masasına bıraktığım çek de zarfın içindeydi.
Bonita L. Anticola
Çeviren : Nuray Bartoschek

Küfeyi Atma [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 06:41


Çin'in kırsal kesiminde yaşam savaşı veren bir aile vardı. Dede, baba, anne ve çocuktan oluşan bu aile oldukça sıkıntı çekiyordu.

 Bir gün baba, yılların verdiği yorgunlukla bir köşede oturmaktan başka işe yaramayan dedeyi, pazar küfesine koyarak nehre doğru yola çıktı. Nehrin kenarında arkadaşlarıyla oynayan çocuk, babasına ne yaptığı sordu. 

Baba "Büyük babanın bize yük olmaktan başka yaptığı bir şey yok. Onu bu küfe ile beraber nehre atmaya karar verdim" dedi.

 Çocuk heyecanlanarak atıldı. "Aman baba, küfeyi atma. Çünkü bir gün gelip sen de yaşlandığında o küfe bana lazım olacak"

Beş Kese Altın [Kıssa]

Posted by Unknown On 02:44

Selçuklu Sultânı Rükneddîn, Hz. Mevlâna’ya beş kese altın gönderip almasını arzu etti. Talebelerinden Mecdüddîn, Hz. Mevlâna’ya altınları arz edince, Mevlâna (k.s);

“Beni hakîkaten seviyorsanız, bu altınları dışarıdaki çamurun içine atın!” buyurdu.
Talebeleri bu emri derhal yerine getirdiler. Dünyâya kıymet veren bâzı kimseler, bu altınları almak için çamurun içinde aramaya başladılar. Fakat üstleri, başları, yüzleri çamurdan görünmez hâle geldi. Hz. Mevlâna, talebelerine onların bu vaziyetlerini göstererek;

“Bu altınlar, şu gördüğünüz dünyâ ehlinin üstünü başını batırdığı gibi, âhiret ehli olanların da kalbini karartır, kirletir. Çeşitli günahlara sevkedip, ibâdetlerden alıkoyar. Bu sözlerimi yanlış anlamayınız. Dünyâ için çalışmayınız demek istemiyorum. Dünyâ malının muhabbetini kalbinize koymayınız diyorum. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyâya, yarın ölecekmiş gibi âhirete çalışmak lâzım geldiğini herkes bilir. Burada dikkat edilecek nokta; hırs ve tamâh yapmadan kanaat üzere bulunmaktır. Dünyâda, âhiret saâdeti için çalışmalı, kazanmalı, niyeti düzeltmelidir. Çünkü İslâmiyet, insanlara faydalı olmayı emreder. En büyük saadet, en büyük sermâye, helâlinden kazanıp, hayır ve hasenât yaparak âhirete göndermektir. Buna rağmen asıl sermâye, mal, mülk, para sâhibi olmak değil, ilim, amel, ihlâs ve güzel ahlak sâhibi olmaktır” buyurdu.

Ölünün İhtiyacı

Posted by Unknown On 02:43

İbadetine düşkün Bahiye isimli bir kadın ölmek üzere iken şöyle dua etmiştir.
"Ey yüce Rabbim! Ölüm sırasında beni yardımsız bırakma; kalbimde korku ve yalnızlığa terk etme" 
Kadıncağız ölünce onun bir oğlu her cuma onun kabrine gelir. Kur'an okur, dua ederdi. Bu oğul şunları anlatır.
Rüyamda annemi gördüm dedi ki:" Anneciğim nasılsın? "şöyle dedi:
"Oğlum , Allah'a hamd olsun ki kıyamet gününe kadar içinde güzel kokular olan döşenmiş bir kabirdeyim."
"Bir ihtiyacın var mı Anne? dedim şunları söyledi:
"Ziyaretleri ve duayı terk etme. Çünkü ben, cuma gecesi ve gününde bize gelmenle seviniyorum. Sen geldiğin zaman ölüler diyor ki:
"Ey Bahiye işte oğlun gelmiş! " Bende bununla seviniyorum.çevremizde ki ölülerde buna çok seviniyorlar."


Resulullah(s.a.v.) böyle dua etti:
"Allahım! Kudretinle bana afiyet ver , beni rahmetine dahil et. Ecelim sana taat halindeyken gelsin. Son nefesimi hayırlı bir amel işlerken al ve bu amelimin sevabını cennet eyle."

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Ölümsüz Kırmızı Güller [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 03:02



Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla
adaştı da. Rose... Gül... Kocasının sevgili Rose'u... Her yıl
Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla
süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan.
Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına
bırakılmıştı..Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte..
Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı:
"Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum..."
Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden
ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?..
Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi,
yumurta kapıya gelmeden...

Gülleri özenle içeri taşıdı..saplarını kesti, vazoya yerleştirdi..
Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen
fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda
oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek
bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl..
Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi..
Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi..
Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık
içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı...
Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı ?

"Biliyorum" dedi, çiçekçi.. " Eşinizi geçen yıl kaybettiniz..
Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri
çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemisti.. Hep öyle
yapardı zaten, hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var.
Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı,
kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum..
Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart..."
Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı.
Parmakları titreyerek zarfı açtı..

" Merhaba gülüm" diye başlıyordu, kart.. " Bir yıldır ayrıyız.
Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığınıı ve acılarını
hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim
kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor.
Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim. Harika
bir eştin dostum, sevgilim benim... Sadece bir yıldır ayrıyız.
Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.
Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak.
Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve
kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da
seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin... Lütfen..
Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil,
biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim....

Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam
edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak,
eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra
emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip
seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak..
SENİ SEVİYORUM GÜLÜM..."

24 Temmuz 2012 Salı

Maymun Tuzağı [Kıssa]

Posted by Ahmet AK On 06:12


Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır.
Bir hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır.
Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz.
Maymun tatlının kokusunu alır ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken
elini dışarı çıkartması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkamaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında maymunu tutsak eden birşey yoktur. Onu sadece kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir.

Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır.

Joseph Golstein

Bisküvi Hırsızı [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 05:52



Bir kadın havaalanında bekliyordu bir gece,
Uçağının kalkmasına uzun saatler vardı,
Mağazalardan bir kitap aldı kendisine,
Bir paket de bisküvi; ve oturdu bir koltuğa.

Tam kitaba dalmıştı ki bir de ne görsün,
Yan koltukta oturan küstah adam,
Aralarında duran paketten birer birer atıştırıyordu bisküvileri,
Kadın görmezden gelmeye çalıştı bu manzarayı.

Derken o da almaya başladı bisküvilerden, gözucuyla saate bakarak;
Arsız "bisküvi hırsızı" atıştırmaya devam ederken bisküvileri,
Kadın gittikçe sinirleniyordu geçen her dakikayla,
”Şeytan diyor, morart şunun gözünü” geçirerek içinden….

O her bisküvi aldığında, bir bisküvi de alıyordu adam,
Geriye son bisküvi kalınca çaktırmadan bekledi, “bakalım şimdi ne olacak” diye;
Alaylı bir gülümseme ve kısa bir kahkahayla,
Kalan son bisküviyi aldı ve ortadan ikiye böldü adam.

Bir yarısını ağzına atarken diğer yarısını uzattı kadına.
Kaptı yarım bisküviyi elinden adamın, “aman yarabbi,
Adam hem küstah, hem de edepsiz;
Bir teşekkür bile aklına gelmiyor”, diye düşünerek kadın.

Böyle sinirlendiğini anımsamıyordu hayatta;
Uçağının anonsunu duyunca bir iç çekti, “kurtulduk” dercesine,
Hemen eşyalarını topladı, doğru çıkış kapısına yürüdü,
“Utanmaz hırsıza” dönüp bakmadı bile.

Uçağına binip yerine oturunca rahatladı epeyce,
Yerleştikten sonra, bitirmek üzere olduğu kitabını aradı,
Çantasına uzandığında, şaşkınlıktan soluğu kesildi,
Aldığı bir paket bisküvi öylece orada durmasın mı?

“Eyvah” dedi çaresizce, “benimkiler burada,
adamın bisküvilerini yiyordum ve .”
Özür dilemek için artık çok geçti. Acı da olsa fark etti,
Ki kaba ve düşüncesiz “bisküvi hırsızı” kendisiydi aslında.

Hayatımız boyunca kaç kez acaba,
Farkına varmışızdır açıkça,
İnandığımız zanlarımızın doğru olmadığını,
Sonradan anlayabilelim diye,
Yaşamın bize ders verdiğinin?

Geleceğini biliyordum [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 05:23


Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..
Delirdin mi? der gibi baktı teğmen...
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın..
Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.."
İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş..
- Değdi teğmenim, dedi asker..
- Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- "Mehmet!.. Geleceğini biliyordum!..Geleceğini biliyordum.."

Biaşk [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 05:08


Kocam bir mühendisti. Onunla sakin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sakin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…

Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sakinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.


İş ilişkiye gelince oldukça içli, hatta aşırı hassas bir kadınım. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdumduymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.

Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu.

‘Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ‘sadece yoruldum.’

Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!

Sonunda sordu: ‘seni caydırmak için ne yapabilirim? ‘

Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.

‘İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim. ‘

‘Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hatta ölümüne mal olacak. Bunu benim için yapar mısın?’

Yüzümü dikkatle inceledi ve ‘Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi.

Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.

‘Sevgilim’ diye başlıyordu,

‘O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

‘Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’

‘Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’

‘Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘<Sadık arkadaşın>ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.’

‘Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’

‘Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin – gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’

Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.

Gözyaşlarım mektuba düşüyordu.

‘Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lütfen kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’

Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.

Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

Bu gerçek aşktı.



İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil… Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

Hayat tam da böyle bir şeydir.

Müslümanlara Haram [Kısa Hikaye]

Posted by Ahmet AK On 04:21


Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap ...Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:

“Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”

Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…

Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama. Adam:

- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…”dedikçe kadı kızmış:

- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:

- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş. Adam:

- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:

- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın,hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?..” Adam, başı önünde konuşur:

- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”

- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”

- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”

- “Eeee?!..”-

“Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…” Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:

- “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler… Az zaman geçmiş ki, adam:

- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:

- “Bitti mi?..” demiş adama.

- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.

- “Şimdi nedir isteğin?..”

- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler…Ve ne olmuş bilin bakalım?.. Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:

- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”

- “Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!..”

- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”

- “Sorma, sorma…”

Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:

- “Eee, ne olacak şimdi?.. Adam:

- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:

- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”

Sultan acı acı tebessüm etmiş:

- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş…

5 Haziran 2010 Cumartesi

Nasrettin Hoca Fıkraları (ebook)

Posted by Unknown On 04:28

Nasreddin Hoca 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşadığına inanılan bir halk bilgesinin adı olup, Türk folklorunun en önemli fıkra kahramanıdır.



İNDİRME LİNKLERİ / DOWNLOAD:

http://ul.to/ebw74kc7 - İndir/Download




ALTERNATİF İNDİRME LİNKLERİ:


http://ul.to/cp1ipqt8 - Uploaded Alternatif İndirme Linki -1-

http://ul.to/160ma23i - Uploaded  Alternatif İndirme Linki -2-

14 Şubat 2010 Pazar

Zaman paradoksu - Farhad Mammadov

Posted by Unknown On 07:41

Sitemiz yazarlarından Farhad Mammadov yeni hikayesini bizimle paylaşıyor...

Özet
Dehşetli ölüm hadisesindən sonra, gözlerini açan Rəsul, namalum mekana və zamana düşür. Bir kadar nezer yetirdikden sonra ona malum olur ki, o Türkiyede hastahanede müalice alır, asıl ismi Bayhan Çetindir, yaşlı bir nanotexnoloqiya üzre mühendis...,zamana geldikdə ise 2028-ci ilə nasıl düşdüyünü özü de başa düşmür. Axı dünen 2008-ci ilin yay günü idi...Ona göre bütün olanların qurama olduğunu güman edir. Hekimlər onu inandırmağa çalışırlar ki, Rəsul adlı Azərbaycanlı (onun özünü təqdim etdiyi)hekim heç zaman olmayıb...Bu yalnız onun beyin pozuntularının neticesidir

QEYD!!! Hekayə - Fərhad Məmmədovun AQONİYA-povestindəndir



İNDİRME LİNKLERİ / DOWNLOAD:

http://ul.to/ebw74kc7 - İndir/Download




ALTERNATİF İNDİRME LİNKLERİ:


http://ul.to/cp1ipqt8 - Uploaded Alternatif İndirme Linki -1-

http://ul.to/160ma23i - Uploaded  Alternatif İndirme Linki -2-

8 Şubat 2010 Pazartesi

Sürrealizm ve ya zaman itginleri - Ferhad Mammadov

Posted by Unknown On 04:26

Sitemiz azeri yazarlarından Ferhad Mammadov "Sürrealizm ve ya zaman itginleri" isimli yeni hikayesini sizinle paylaşıyor.

Hikaye konusu:
çekilen incesenet cereyanının (trend) üzvlerinden olan Salvador Dalinin sırlı ölümünden və onun çekdiyi meşhur resm Yana zurafe sheklinin qeyri-adi imkanlarından bahs ediyor.


İNDİRME LİNKLERİ / DOWNLOAD:

http://ul.to/ebw74kc7 - İndir/Download








ALTERNATİF İNDİRME LİNKLERİ:


http://ul.to/cp1ipqt8 - Uploaded Alternatif İndirme Linki -1-

http://ul.to/160ma23i - Uploaded  Alternatif İndirme Linki -2-

12 Ağustos 2008 Salı

Einstein'ın Buzdolabı

Posted by Unknown On 12:35

Bu kitapta birbirinden tuhaf, inanılması hayli güç öyküler var. Ancak tuhaf olduğu kadar da ilginç ve eğlenceli olan bu öykülerin her biri gerçektir, yaşanmış olaylardır.

Kafası kesilmiş olduğu halde aylarca yaşayan, hatta şehir şehir dolaştırılıp sahibine ufak bir servet kazandıran tavuktan, yangın bombası olarak kullanılmaya kalkışılan yarasalara; petrol için sondaj yaparken açılan delikten akıp giden gölden, seçimi kaybetmek endişesiyle boşaltılmayan şehirle birlikte yanardağ lavlarının altında kalan valiye kadar her şey gerçek, hepsi yaşanmış olaylardır.

İnsan denilen yaratık gerçekten tuhaf bir hayvan ve bu yeryüzünde zavallının başına gelmedik şey kalmıyor! Evet, okuyunca inanmakta zorluk çekeceksiniz ama hepsi aynıyla vaki!
(Arka Kapak)

Yazar: Steve Silverman
Yayın: Aykırı Yayınları
Çeviri: Ali Ercivan
Kapak Tasarımı: Uğur Alkapar
Yayına Hazırlayan: Gülşen Sayın, Betül Genç
İstanbul, 2003, 1. Basım
160 sayfa

İNDİRME LİNKLERİ / DOWNLOAD:

http://ul.to/ebw74kc7 - İndir/Download




ALTERNATİF İNDİRME LİNKLERİ:


http://ul.to/160ma23i - Uploaded  Alternatif İndirme Linki -1-


http://ul.to/cp1ipqt8 - Uploaded Alternatif İndirme Linki -2-

18 Mayıs 2008 Pazar

Kısa Öyküler Serisi 34 Kitap

Posted by Unknown On 10:23

Kısa Öyküler Serisi 34 Kitap Dosya Boyutu 11 MB

RAR İçeriği:

Hayata Dair 300 Öykü14 Yaşındaydım.DOC 1943'den Günümüze.doc 700 Yıllık Altın Öğüt.DOC 80'ler.doc 9 ihtimal.DOC 90.doc Abraham Lincoln'un Mektubu.doc Acısız Bir Dünya.DOC Adam Olmak 1.doc Adam Olmak.doc Adam ve Atı.DOC Afrika'da Bir Ceylan.doc Afrika'daki kral.doc Ah Ulan Rıza.DOC Alçakgönüllü.doc Aldırmadım.DOC Alın Teri.DOC Anlamalıydım.DOC Anlamına Gelmez.DOC Anne Babalara.doc Ara.doc Aranmaktadır.DOC Aşık Olmak.DOC Aşkın Türleri.DOC Aşktan Yana Söz Duyunca.doc Ayak Uyduramıyorum Büyüklerin Dünyasına.DOC Aynalar Yolumu Kesti.doc Ayrılık Nikahı.DOC Azeri.doc Bakış Açısı.DOC Bakış Açısı1.DOC Balıkçı.DOC Barometre.doc Başarılı - Başarısız.DOC Başarılı Ilişkiler.DOC Başarısız Olduğumu Hissettiğimde.DOC Bedel.doc Before I Was a Mom.doc Beni Ara.doc Beni Kör Kuyularda.doc Beni Unutma.doc Benim Için Öldün Artık.DOC Berhiz.doc Beş Önemli Ders.DOC Bilemezsin.doc Bilmemenin Rahatlığı.DOC Bir Gün.doc Bir Hint Dergisinde.doc Bir Mezarın Hatırlattıkları.DOC Bir Tılsımı Olmalı Hayatın.DOC Bir Veda Havası.DOC Bir Yol Hikayesi.doc Birini Seviyorsan.doc Birtanem.doc Biz Ne Olduk.doc Bizi Kim Doyuruyor.doc Bugünler.doc Bugünlerde.doc Bulduktan Sonra Arama.doc Buralara Nasıl Geldim.DOC Che Guevara.doc Ciyaklatmadan Kaz Yolmak.DOC CNN Başkanı Tom Johnson.DOC Çatışma Ve Gelişim.DOC Çatlak Kova.doc Çocuktan Ailesine Notlar.doc Dağ Rüzgarı.DOC Dalgalar Gibi.doc Dans Et.doc Dava.doc Dayanmak.doc Delidana.doc Demedim mi.doc Deniz Gözlüm.doc Dersler.doc Derviş Kaşıkları.DOC Dev Aynası.DOC Dilenci.doc Dilerim ki....doc Din Şimdi Beyinde Aranıyor.DOC Doğan Her Yeni Gün Bir Armağandır.DOC Doğru Iletişim Için 20 Kural.DOC Doğum Günüm Olsun.doc Dost Bildiklerim.doc Dostluk.doc Dörtlükler.doc Duracaksın.DOC Duvar Yazıları.DOC Dün-Bugün.doc Dürüst Cevaplar.doc Düşünce Gücü.DOC DüŞÜNMEZDIM ÖNCELERI.DOC Eğer.doc Eğitim Anne Karnında Başlıyor.doc Eğitim Şekli.DOC Ela Gözlü Kadın.DOC Eleştirme.DOC Email.doc Emin misin.doc En Güçlü Tanık.DOC Eski Bir Tapınak Yazıtı.DOC Eşime Mektup.DOC Evliliği Yıkan 10 Düşman.DOC Ey Türk Kadını.DOC Farketmeden.doc Fatih Sultan Mehmet.doc Forward.doc Gandhi'den.doc Gaza Gelmek.doc Geçer.doc Gelecegin Suçlusunu Yetistirmek.doc GERÇEK BIR ÖYKÜ.DOC Gerçekten Sevmek.doc Geyikler.doc Gizli Sevda.doc Görmek.doc Gözlerim Gözlerinde.doc Gözlerin.doc Gözlük.doc Gül Kokulu Sağnak.DOC Gül.doc GÜNÜMÜZ ÇELİŞKİLERİ.DOC Günümüz ÇeliŞKILERI.DOC Güzel HayatIN KURALLARI.DOC Güzel YaŞAMANIN 10 ANAHTARI.DOC Güzeldiniz.doc Hancı.DOC Hangi Ayrılık.doc Hangi Mevsimin Kadınısınız.DOC Harçlığın Azı Çoğu.DOC Harita.doc Hasret.doc Hayallerimi Seviyorum.doc Hayat Felsefesi.doc Hayat Nedir Ve Ne Değildir.DOC Hayata Dair.doc Hayatımdaki En Iyi Öğretmen.DOC HayvanlarIN ÇOĞU ÇOK ZEKIDIR.DOC Hem Kolay Hem Zor.doc Henry FORD.doc Her Gün Özeldir.doc Her Ilişki Bir Bahçeye Benzer.DOC HerŞeye Rağmen.DOC Hiç Beklentisiz Sevdiniz mi.doc Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız mı.DOC Hiç.doc İDEAL YÖNETICI.DOC İKNA SANAT2.DOC İKNA SANATI.DOC İLGINÇ SORULAR.DOC Ilk Gören Kimdi.DOC İnadına.doc İNSAN KAÇ YAŞINDADIR.DOC İNSAN OLMAK.DOC İnsanlar.doc İNTERNETI TÜRKLER KURSAYDI.DOC internetten Para Kazanmak.doc İstanbul.doc ISTIYORUM.DOC iş Adamından Öğütler.DOC İYI OLDU GELMEDIĞIN.DOC İzin.doc Java.doc Jerry.doc Kaldırımlar!....DOC Kaldırımlar.DOC Kalır.DOC Kapılar.DOC Karamsar Olmak.doc Karar Vermenin Bilgeliği.DOC Kartallar.doc Katlanmak.doc Kavramlar.doc Kazanmanın Böylesi.DOC Kazlar.doc Kendimle Vuruştum.DOC KİRDİM DOSTLARİMİ.DOC KİYMET BILMEK.DOC KİYMETLER.DOC KİZ TAVLAMA.DOC KİZİLDERILIDEN BAŞKANA MEKTUP.DOC Kızıma.doc KİZLARİMA MEKTUPLAR.DOC Korkuyor.doc Korkuyorum.doc Koza ve Kelebek.doc Kötü Bir Haber Vermek.doc Kuantum Fiziği.DOC Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri.DOC Kusursuz Olmayabileceğinizi Kabullenin.doc Lap Top.doc Madenci.doc Meditasyon.doc Mezuniyet KonuŞMASI.DOC Mimar.doc MİRİLDANDİKLARİM.DOC Model.doc Mutluluk Ne Zaman.doc Mutluluk.doc Mükemmel Bir Test.doc Ne Kadar Talihlisiniz.doc Nerdem Bilsin.doc Nerden Bilsin.doc Noel Hediyesi.doc O Halde Sevebilirsiniz.doc OĞLUMUN ÖGRETMENINE.DOC Olumsuzluklar.doc Oyunun Önemi.doc Ölüm Üzerine.doc Ölüm.doc Önemli AraŞTIRMA.DOC Önemli DeĞILDIR .DOC ÖRENDIK KI.DOC ÖRENDIM KI.DOC Örendim.doc ÖRENDIM-2.DOC Öyle Bir Hayat.doc Para Sesi.doc Paranı VER.DOC Parasız Yatılı.DOC Paspas mı Sevgili mi.DOC Pulsuz Dilekçe.doc Sahip Olduklarımız.DOC Sanki Dün Gibi.doc Sapına Kadar.DOC Sarı Kız.DOC Sarı Lira Gibi Ömrümüz.DOC Seçmece.doc Seçmeler.doc Sedef Çiçeği.DOC Sen Sevmeyi Bilemezsin ki.doc Sen Vurdunda Ben Ölmedim mi.doc Sende Kalmış.doc Seni Arıyorum.DOC Sevgi Duvarı.DOC Sevgi Türleri.doc Sevgiliye.doc Sevmeyi Bilmiyoruz.doc Simyacı.DOC Siz Hiç Sevdiniz mi.doc Solgun Bir Gül Dokununca.doc Son Bir Kere Daha.doc Sonsuz Evren.doc Soru Sormak.doc Sorular.doc Soyut DüŞÜNCE.DOC Söz.doc Su.doc Sultan Murad Han.doc Suskun Sevgili.doc Su-Yanıltmalar.DOC Sürünür Gidersiniz..doc ŞEF SEATTLE'IN MEKTUBU.DOC ŞÖVALYELER.DOC Tanrı.DOC Televizyon Ve Çocuk.doc Test..doc Test.doc Tutumluluk.doc Türk Icatları.DOC Türkçe Karakter Için.DOC Türkler Uzaya Giderse Ne Olur.doc Ümidim.doc Ümit YaŞAR.DOC Vazgeçtim.doc Vefasız.doc Vefedan Bir Eser.doc Victor Hugo.doc Yabancı GözüyleTÜRKIYE.DOC Yabancı.DOC Yağma Sofrası.DOC Yağmur.DOC Yanlış Insan.DOC Yapabiliyor muyuz.doc Yarım.doc Yaşadıklarımdan Neler Öğrendim.DOC YaŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDIĞIM.DOC Yaşam Için Öğütler.DOC Yaşam.DOC Yaşama Dair.DOC Yaşamak.DOC Yaşamın En Bitmeyen Sınavı.DOC Yeni Çağın Doğuşu.DOC Yeni Kapı.DOC Yeniden BaŞLA.DOC yenihayat.doc Yeşil Saplı Kırmızı Çiçek.DOC Yetmez.doc YIKMADAN YAPMAK.DOC Yolcu Yolunda Gerek.doc Yolsuzluk Şiiri.doc Yöneticilere AltIN KURALLAR.DOC Yüreğime Gem Düştü.DOC Yüreğinin Götürdüğü Yere Git.DOC Yüzle Yüz Yüze.doc Zaman Ayır.DOC Zaman ve Çocuk.doc Zamanın Değeri.DOC Zeki-Aptal.doc Zor Insanla Iletişim.DOC Marie-Henri-BeyleItalya Öyküleri 1.doc Italya Öyküleri 2.doc Aziz NesinBay Düdük.pdf Borçlu Olduklarımız.pdf Sizin Memlekette Eşek Yok Mu.pdf Şimdiki Çocuklar Harika.doc Türk ÖykülerAdnan Kurt-Bir Labaratuvar Romanı.pdf Bedi Menderes Solak-Kara Kutu.rtf Engin Türkgeldi-Gölgeler Ordusu.pdf Ergun Kocabıyık-Balayı.pdf Kar.rtf Kısa Öyküler.doc Murat Gülsoy-Belkide Gerçekten Istiyorsun.pdf Muzaffer Izgü-Zıkkımın Kökü.rtf Oya Baydar-Elveda Alyoşa.txt Refik Halit Karay-Memleket Hikayeleri.rtf Sabahattin Ali'nin Bütün Öyküleri 1.rtf Sabahattin Ali'nin Bütün Öyküleri 2 .rtf Seher Kece Türker-Hikayeler.rtf Yekta Kopan-Daha Önce Tanışmısmıydık.pdf Edgar Allan Poe-Bir Mumya Ile.rtf Ficidan öyküler.doc Georges Simenon-Küçük Köpekli Adam.rtf Guy De Maupassant-Seçme Öyküler.rtf Hermann Hesse-Knulp.rtf Jean Paul Sartre-Duvar.doc Louis de Bernieres-Kırmızı Köpek.rtf Michel Tournier-Veda Yemeği.rtf Oscar Wilde-Öyküler.doc Salinger-Çavdar Tarlasında Çocuklar.doc

İNDİRME LİNKLERİ / DOWNLOAD:

http://ul.to/ebw74kc7 - İndir/Download




ALTERNATİF İNDİRME LİNKLERİ:


http://ul.to/160ma23i - Uploaded  Alternatif İndirme Linki -1-


http://ul.to/cp1ipqt8 - Uploaded Alternatif İndirme Linki -2-

17 Şubat 2008 Pazar

Margaret Weis - Tracy Hickman - Ölüm Kapısı

Posted by Unknown On 09:17

Margaret Weis - Tracy Hickman - Ölüm Kapısı

Cilt1 Ejder Kanadı
Cilt2 Elf Yıldızı
Cilt3 Ateş Denizi
Cilt4 Büyücüler Kralı
Cilt5 Kao Tüneli
Cilt6 Labirentte
Cilt7 Yedinci kapi


İNDİRME LİNKLERİ / DOWNLOAD:

http://ul.to/ebw74kc7 - İndir/Download




ALTERNATİF İNDİRME LİNKLERİ:


http://ul.to/160ma23i - Uploaded  Alternatif İndirme Linki -1-


http://ul.to/cp1ipqt8 - Uploaded Alternatif İndirme Linki -2-

Bernard Werber - Karıncalar

Posted by Unknown On 09:12

Rar içeriği:
Bernard Werber - Karıncalar
Karıncalar
Karıncalar’ın Devrimi
Karıncaların günü


İNDİRME LİNKLERİ / DOWNLOAD:

http://ul.to/ebw74kc7 - İndir/Download




ALTERNATİF İNDİRME LİNKLERİ:


http://ul.to/160ma23i - Uploaded  Alternatif İndirme Linki -1-


http://ul.to/cp1ipqt8 - Uploaded Alternatif İndirme Linki -2-