Erkek ve dişiden gelen iki hücre birleştikten sonra, 4, 8, 16, 32… katları şeklinde çok hızla büyümeye başlar. Kök hücre şekillenip diğer vücut hücrelerine dönüşür ve cenin insan şeklini alır. Doğduktan sonra da 21 yaşına kadar hızla büyümeye devam eder. Yeni doğan bebek yaşama merhaba demiş, mutlu ve umutlu bir şekilde hayat yolunun kendine sunacaklarını deneyimlemek üzere hazırdır. Ne korkusu ne de hüznü vardır.
Ancak fiziksel büyüdükçe zihinsel ve duygusal büyümesi, çok gülen, neşeli, korkusuz, mutlu ve doğru sözlü olmanın olamayacağı ve bunların insanların yaşadığı toplumda kendisine zarar vereceği öğretisiyle yaralanır. Artık bitki ve hayvanlardan doğrudan elde edilen doğal besin ve içeceklerden değil, kimyasal katkı maddeleriyle zehirlenmiş yapay maddelerle hücrelerine kaynak gönderir olur. Bir de üstüne sübtil enerji dengesini bozan radyasyon ve kirli manyetik alan yaratan elektronik araçlar, aşırı çalışma, yorgunluk, stres ve moralsizlik eklenince, hücrelerin genetik yapısı tamamen bozulmaktadır.
8 Adımda Bedenin Çöküşü ;
- Yorgunluk:
Eksik su ve oksijen, rafine (koruyucu kimyasallar içeren) besinler, sigara, alkol, egzersiz ve spor eksikliği, uyku ve güneş ışığı eksikliği, duygusal doyum ve moral eksikliği, elektronik ve manyetik araçlardan ( mikrodalga, TV, bilgisayar,cep telefonu ) yayılan kirli enerji nedeni ile bitkinlik ve yorgunluk görülür.
- Zehirlenme :
Çok fazla olması ve yeterince su ve egzersiz yapılmadığından atık maddeler bedenden dışarı atılamaz ya da karaciğer tarafından dönüştürülemez. Atılamayan maddeler ve toksinler birikmeye devam eder.
- Kızarıklık :
Biriken atık maddeler limiti aşınca, beden ve bağışıklık sistemi, bu bölgeye kalan son enerjisiyle daha fazla kan yönlendirir ve bunlar da şişme kaşıntı, kızarıklık gibi semptomlarla dışarıdan görünür hale gelir.
- İltihap :
Kan içindeki alyuvarların toksinleri yok etmek için çoğalmasıyla, bu bölge şişmeye ve iltihaplı hale gelir. Bu tepkiler, bağışıklık sisteminin son bir gayretle iş başında olduğunu gösterir. İltihap ve kızarıklığın nerede olduğuna göre hastalık ad değiştirir. Bunları son ekleri “it” ile bitenlerden tanırız. Apandisit, kolit, menenjit vb. Daha çok toksin anlamına gelen kimyasal ilaçlarla bu durum bastırılmaya çalışılsa da oluşan toksinler bedenden atılamaz.
- Doku Ölümü :
Toksik maddeler sonucu, sorunun başladığı yerde hücre ölümü artar. Benzer hücrelerin bulunduğu doku yavaş yavaş ölmeye başlar.
- Katılaşma :
Ölen hücreler nedeniyle doku sertleşmeye, katılaşmaya başlar. Bunlar bedenin daha fazla hücre ölümünü durdurmak için gösterdiği son çabalardır.
- Mantarlaşma :
Dokunun katılaşmasıyla, bölgeye kan gidemez. Dolayısıyla besin ve oksijen de gidemez. Atık maddeler daha da çoğalarak bir çöpleşme oluşur. Bunun sonucu oksijensiz ve nemli ortamda yaşayan mantar, bakteri ve diğer tek hücreli asalak canlılar için gayet güzel bir yaşama ortamı sağlanmış olur.
- Kanser :
Böyle bir ortamda beden hücreleri de yaşam şekillerini değiştirerek oksijensiz solunuma geçerler ve doku tamamen bir çöp bölgesine döner. En son beden hücrelerinin de yaşam biçimi değiştirmesiyle bu bölge bir anlamda bedenden ayrı bağımsız ancak bedene zarar veren bir oluşum olur. Artık kendisi bedenden ayrı olarak büyümeye devam etmektedir. Ne yazık ki kanserli dokunun yaşamaya devam etmesi, bedenin ölümüne kadar sürecektir.



0 yorum:
Yorum Gönder