Bu çağda bu olumsuz çevre şartlarından kaçınmak pek de kolay değil. Ama en azından bilinçli olmak ve başkalarını da bilinçlendirmek adına herkes hala bir şeyler yapabilir. Her şey olsa bile yine de umutsuz olmamak gerekir. Çünkü insan bedeni en geç 18 ayda bütün hücrelerini yenileme özelliğine sahiptir. Bu özellikten yola çıkarak kanserli bir uru bir daha oluşmamak üzere yok etmek mümkündür. Tabii bunun da bir bedeli vardır. Ancak bu maddi değil manevi bir bedel. Öncelikle yaşam bakış açımızı değiştirmemiz ve daha bilinçli bir birey olmamız gerekir. Eski kafa yapısıyla yeni bir gelecek inşa etmek imkansızdır. Bu nedenle bilinçaltımızdaki inanç kalıplarını gözden geçirip bize zarar veren ve bizi zayıflatan kalıpları değiştirmekle başlayabiliriz. Doğal holistik terapileri kullanabilir ve yaşamı her şeyiyle kabul edip kendimize ve hayata gülebilmeyi öğrenebiliriz. Böylelikle çevremiz ve yaşam biçimimiz değişecek ve zihinsel değişiklik fiziksel değişikliği beraberinde getirecektir. Bir başkası sadece yardım edebilir ama bunu bizim için yapamaz. Tam iyileşme önündeki kendi engellerimizi yine kendimiz kaldırabiliriz.
İnsan sağlığının bozulmasını, yani hastalıkları üç grupta inceleyebiliriz. İlki viral ve bakteriyel bulaşma nedeniyle oluşan hastalıklar, diğeri; fiziksel bir kaza sonucu bedenin bir kısmı ya da tamamında fonksiyon kaybı nedeniyle oluşan hastalıklar, ve sonuncusu, ki Ortodoks Tıbbın sebebi bilinmeyen hastalıklar grubuna soktuğu psikosomatik hastalıklardır. Bunların genetik diye nitelenmesi hastalığın kaynağının bulunduğu anlamına gelmez. Bu hastalıklardan belki de en önemlisi kanserdir. Çünkü çağımızın en çok ölüm meydana getiren, sebebi ve tedavisi henüz yapılamayan bir hastalıktır. Her geçen gün ne yazık ki artmaya devam etmektedir. Vücudun savunulmasından sorumlu bağışıklık sistemi yeterince güçlüyse genlerdeki mutasyonun olumsuz etkisi giderilebilir. Ayrıca viral ve bakteriyel hastalık nedenlerinden de bizi korur. Bu sistem o kadar önemlidir ki, küçük bir kesikten yaranın kendi kendine kapanmasından, hemen her yerde var olan zehirli bakterilerden bizi korumasına kadar görevleri saymakla bitmez. Gözle değil, mikroskopla bile görülemeyen AIDS virüsünün, bağışıklık sistemini felç ederek, kişiyi basit bir soğuk algınlığından bile öldürecek kadar güçsüzleştirmesi, bu sistemin önemini vurgulamaya yeter. O zaman akla gelmesi gerek soru, bağışıklık sistemini ne güçsüzleştiriyor. Ve güçlenmesi için neler yapmamız gerekir. Bu önemli konu “Bağışıklık Sistemi” bölümünde açıklandığından burada kanserle ilgili konumuza dönebiliriz.
Bize fiziksel yaşam platformunu sağlayan hücrelerdir. Hücre, biyolojide canlılık gösteren en küçük yapı birimi olarak nitelenir. İnsan dahil bütün canlı organizmalar, her şeye sahip küçük bir şehir gibi işleyen ama aynı zamanda sosyal iletişim ağına sahip ve diğer hücrelerin, şehirlerin varlığına muhtaç olan bir ülke gibi organizedir. Canlıdaki her hücrenin yaşamı diğer hücrelerin yaşamına bağlıdır. Bilinç gösteren ilginç bir yapıdır. Kanser hücresi hariç, tüm hücreler, varlıklarının, içinde bulundukları bedenin varlığına bağlı olduğunu bilirler. Sağlıklı hücreler, aynı bir insan gibi doğarlar, olgunlaşırlar ve zamanı gelince ölürler ki yenilere yer açılsın ve beden kendini yenilesin. Ancak kanser hücreleri hiç ölmeden yaşamak isterler. Hatta bölünerek çok hızla çoğalırlar. Diğer hücreler ve içinde bulundukları beden onları hiç ilgilendirmez. Ve ironik olarak, daha çok yaşamaya çalışan kanser hücreleri, bulundukları bedenin iflas etmesi sonucu ölmesiyle, kendileri de ölürler.
Bu dünyadaki ve evrendeki bütünlüğü anlamayan bazı insanların davranışına ne kadar da benzemektedir. Doğada sadece çok para kazanarak ve daha çok toprağa sahip olarak daha iyi yaşamaya çalışan insanların, diğer insanları, bitkileri ve hayvanları düşünmeyerek onların yaşam özgürlüğünü önemsemeyerek aslında tüm doğayla birlikte kendilerini yok etmektedirler. Aynı mükemmel mekanizmaya sahip bir insan vücudu gibi, doğa ve evren de bir bütündür. Bu bütünlüğü anlamayan insanların, ölümüne yaşamaya çalışan kanser hücrelerine, yan etkisi ispatlanmış kemoterapik ilaçlarla ve hasta -sağlıklı tüm hücreleri yakıp yok eden radyoterapik ışınlarla bunu anlatması ne kadar mümkündür.



0 yorum:
Yorum Gönder