Olumlamada bilinçli bir şekilde bilinçaltı etkilenir. Bilinçaltı, adından da anlaşılabileceği gibi bilincimiz dışında olan ancak bizi devamlı etkileyen, bir bilgisayar gibi tüm yaşadıklarımızı kaydeden beynin büyük bir bölümüdür. Birey tüm duygu ve düşüncelerinin görünmeyen yüzlerini burada saklar. Davranışların nedenlerinin geçmiş yaşantılara dayandığı; bu yaşantılara ilişkin duygu, düşünce ve güdü gibi psikolojik olguların izlerinin bilinçaltını oluşturduğu varsayılır. Frued, insan bilincini buzdağı benzetmesi ile açıklar. Buzdağının herkese görünen kısmı insanların dış dünya ile kurdukları ilişkilerdeki bilinçli oldukları alan olan ego’dur. Ancak büyük bir kısmı bizim irademiz dışında kalan buzdağının % 90’lık bölümünü kapsayan süper ego olarak da adlandırılan bilinçaltıdır.
Bilinçli seçilmiş bazı cümleler olan olumlamalarla, bedenimizi, zihnimizi ve duygularımızı etkileyen bilinçaltını istediğimiz gibi programlamak ve yaşamımızı şekillendirmek bu terapi ile mümkündür. Düşünceler ve inançlar o kadar kuvvetlidir ki şu örnekle bunu kolayca anlayabiliriz. Bir fili küçük bir direğe, üstüne öylesine atılmış bir iple bağlarsanız, fil yerinden kıpırdayamaz çünkü bağlandığına inanmıştır. Ancak bu bilinçsiz bir hayvan diyebilirsiniz. Unutmamak gerekir ki, inançlarımızın nerdeyse tamamı bilinçaltından gelir ve bilinçaltı çok güçlü olan ama henüz 1-2 yaşındaki bir çocuğun düşünme kapasitesine sahip saflıktadır. Yani bir inancı mantık süzgecinden geçirip değerlendiremez. Sadece inandığı için bunu gayet güzel bir şekilde yerine getirir. Bu yüzden, bilinçaltında sakladığımız olumlu ya da olumsuz her bir inancın farkında olursak, yaşam bizim için çok daha kolay ve keyifli hale gelecektir.
Aklımızdan ne zaman bir düşünce geçse, bir dizi kimyasal reaksiyon oluşur. Oluşan her reaksiyon da ışık yayar. Yani, düşünceler aslında ışık yayıcılardır. Biyologlar, çok az miktardaki ışığın bile canlıların protein yapısını değişikliğe uğrattığını bilmektedir. Genlerimiz de protein yapıda olduğundan ışıktan yani düşünceden etkilenmektedir. Tıpta plasebo etkisi denen kavram vardır. Örneğin, aynı hastalıktan muzdarip iki hastadan birine normal ilaç, diğerine ise aynı renkte şeker verilmiş ( tabii hasta bunu şeker değil hastalığı için ilaç biliyor ) ve gözlem yapılmıştır. İlginçtir ki, hemen hemen aynı şekilde her iki hastada da iyileşme süreci aynı oranda seyretmiştir.
Hangi şifa sürecini seçersek seçelim, aslında bizim bilinçli ya da bilinçsiz niyetlerimiz yani beklentimiz elde edeceğimiz iyileşmeyi belirler. Bilinçsizden kasıt, bilinçaltına yerleşmiş, normalde bize ait olmayan ancak çok kuvvetle onu kabul ettiğimiz inançların bizi yönlendirmesidir.
Olumlamaya Başlarken ;
2. Ciddi bir hastalık ya da aksilik durumunda insana korku duygusu hakimdir. Zira belirsiz bir gelecek sizi beklemektedir. Korkuyu fark edin ve zihninizin ne kadar güçlü olduğunu hatırlayın. Ancak gücünüz geçmişte ya da gelecekte değil, şimdi’dedir. Korkuyu yenme ve kendinizi doğal akışa bırakma konusunda pratikler yapın. Zihninizin “çaresiz hissetme” alışkanlığını değiştirin. Çünkü bu duygu sizi güçsüz kılan en büyük duygulardan biridir.
3. Niyet, hedef edinmiş bir düşünce formudur. Niyete sahip bir bedende, beyin nöronları aktif hale geçer. Beden trilyonlarca hücreye sahiptir ve her saniye sayısız reaksiyon gerçekleşir. Tüm bu reaksiyonlar moleküler seviyede sizin niyetinizden etkilenir ve o frekansta enerjiye rezone olurlar. Yanı uyumlanırlar. Bedeniniz siz farkına varmasanız bile, sesli ya da değil tüm düşünce ve niyetlerinizi dinler ve ona göre hareket eder. Kontrolün sizin elinizde olduğunun farkına varın ve öyle düşünün. Niyetin bir değişim yaratabilmesi için, bilinçaltı kalıplarının eşgüdümlü olması gerekir. İmgelemeler, duygusal olarak desteklenirse bilinçaltının olaya katılması kolay olur.
4. Sağlığınızın olması gerek en üst seviyeye çıkartmak için bağışıklık sisteminiz de en üst düzeyde programlanmalıdır. Bunun için ilk önce değişimi gönülden istemeniz gerekir. “Değişimi herkes ister” denecektir ancak bu hemen olabileceği gibi kişinin karşı koymasına göre uzun zamanlar da alabilir. Örneğin, hasta olmayı istemek bilinçaltının bir tercihi olabilir. Bazı yaşlı insanlar bunun farkına varmasa da yaşlılık ile hastalığın ayrılmaz ikili olduğuna inanmıştır. Ya da sağlıklı olduğu zaman çevresinden aynı ilgiyle sevilmeyeceğinden korkarlar. Bu düşünce kalıpları değişmedikçe, en kapsamlı şifa çalışması da yapsanız bir sonuca ulaşamayacağınız açık bir gerçektir. Düşünce kalıplarını değiştirmek için ;
- Öncelikle kendinize dürüst olun ve ne istediğiniziz farkına varın. Gerçekte istemediğiniz şeyler sadece çevreden isteniyorsa bunu görün.
- Şifa sürecinizi bir günlükle kayıt altına alıp takip etmek önemlidir. Çünkü günlük tutmak olayın farkına vardığınız ve ciddi olduğunuz bariz bir göstergesidir.
- Sınırlayıcı inanç ve deyişleri sözlüğünüzden çıkarın. Örnek, “Olayları etkileyecek gücüm yok, zaten hep beni bulur böyle şeyler, yaşlılık yalnızlık ve hastalıktır, mutluluğu ve sağlığı hak etmiyorum, şansım hiç yaver gitmez, ölümden korkuyorum, yarınlar dünden daha kötü olacak” vb…
- Hem kendinizi hem de kırgın olduklarınızı bağışlamak, negatif duyguları serbest bırakmak için çok etkili bir yöntemdir.
Eğer buna benzer duygu ve düşüncelere sahip olduğunuzun farkına varırsanız, gerekli afirmasyonları sessiz ve karanlık bir yerde, özellikle uykuya dalarken ya da hemen uyandıktan sonra 21 gün boyunca hiçbir gün ara vermeden tekrarlamak gerekir. En temel olumlama kendimizi değerli hissetmeye ve kendimizi sevmeye yönelik olandır. Bununla başlamak diğerlerine bir temel oluşturacaktır. Bu olumlamaları kendiniz de oluşturabilirsiniz. Borç, problem, hastalık vb olumsuz sözcükler kesinlikle içermemelidir. Örneğin, “Ben çok değerliyim, herkes değerimin farkında, değerli olduğumdan tüm güzel şeyleri hakkediyorum” Ancak bilinçaltını yönlendirmek ve sahip olunan olumsuz yargıları saptamak belli bir teknik ister. Bu yüzden bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederim.



0 yorum:
Yorum Gönder