Nefes, yaşam demektir. Yeni doğan bir bebeğin ilk yaptığı şey nefes almaktır. Yeni doğmuş bir bebeği izlerseniz onun diyaframını da kullanarak tam nefes alıp verdiğini görürsünüz. Bu en doğru ve doğal nefestir. Zamanla bu doğru nefes unutulur; insan sadece karnıyla ya da sadece göğsüyle nefes alıp verir ve bunun farkında değildir.
Doğru nefes alışverişi insanı sağlam bir sinir sistemine, dengeli bir zihne ve huzurlu bir yapıya kavuşturur. Nefes almak, bedenle zihin arasında ve bilinçle bilinçaltı arasında bir köprüdür. Doğru nefes, bedenle zihnin ve bilinçle bilinçaltının uyumunu sağlar. Ancak ne yazık ki insanların çoğu, düzgün nefes almanın ne olduğunu neden gerekli olduğunu bilmeden, sadece hayatta kalmak için refleks soluklar alıp verir.
Basit bir şey gibi görünen nefes NEDEN bu kadar önemli ? Nefes hem fizik hem zihin hem de enerji bedenimiz için temel ihtiyaçları barındırır. Şifaya girilen kapıda anahtardır. Ruhu hissetmenin önemli yollarından biridir.
Fizik bedende solunum sistemi tüm sistemleri tetikler. Nefesin içindeki Oksijen, akciğerlerde kana karışarak tüm hücrelere alyuvarlar ile ulaştırılır ve yemeklerden aldığımız besinin yakılıp kimyasal enerji oluşumunu sağlar. Ayrıca, hücrelerde oluşan atık gaz CO2 de kan ve akciğerler yoluyla tekrar havaya gönderilir. ( Bu arada bu CO2 bitkiler, özellikle de ağaçlar tarafından tekrar O2 ye dönüştürülür. Bu yüzden doğanın yeşil kalması biz insanlar için çok önemlidir. )
Eğer derin nefesler almazsak akciğerlerimiz küçülür ve bu kötü alışkanlık olarak kalır. Bu durumda kana karışan oksijen miktarı azalır ve hücreler yeterince enerji üretemez. Aynı şekilde atık madde CO2 de yeteri kadar vücuttan uzaklaştırılamadığı için fizik bedenin asitliği artar. ( CO2 kolalı içeceklerin de içinde bulunan zayıf bir asittir ) Asidide fazlası mikropların barınmasına ve hücrelerin kontrolsüz çoğalması olan kansere uygun ortam sağlar. Bu da kişinin kısa vadede yaşam performansını, verimliliğini düşürür,
uzun vadede ise sağlığını ciddi şekilde bozar.
Nefes aritmik olunca kalp rahatsız olur, zihin ve sinir sistemi gerilir. Bu da ruhu baskı altında tutarak sıkıntıya sokar. Bunun için insan her şeyden önce nefesini dengeleyerek kontrol altına almalıdır.
Doğru ve bilinçli uygulanan nefes egzersizleri, akciğerleri güçlendirerek kapasitesini artırır ve bedenin iç ateşini yükselterek toksinlerin yakılmasına yardım eder.
Nefes alışverişinde akciğerleri tam olarak kullanamaz ve nefesin doğal biyoritmi bozulur. Bu tür yanlış nefeste, akciğerlerin yalnız üst kısmı kullanılmakta ve kana daha az miktarda oksijen gitmektedir. Bu bedenin yorgun, cansız ve bitkin olmasına yol açar ve hastalıklara karşı direnci azaltır. Bir çok insanın soluk alışverişi yüzeysel ve çabuk olduğu için akciğerler tam kapasitesiyle kullanılamamaktadır. Yüzeysel solunum, beden hücrelerinin oksijenden mahrum olduğu ve akciğerlerin solunum sırasında ortaya çıkan toksinlerden arındırılamadığı anlamına gelir. Böyle bir solunum sürecinde diyafram hareketsiz kaldığından böbrekler, bağırsaklar ve tüm vücut sistemi pasifleşir ve kalp gerilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, yanlış nefes başta sinir sistemini ve kalbi olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla diğer sistemler de olumsuz etkilenmekte ve bu da bir çok hastalığı beraberinde getirmektedir.
Gergin olduğumuz bir psikolojide, özellikle omuz, yüz ve sırt kaslarımız da bir kaya gibi gerilir. Masaj aldığımızda ise sadece kaslarımız yumuşamakla kalmaz aynı zamanda dingin bir psikolojiye de girmiş oluruz. Bu nefes alış verişimize de aynı anda yansır. Doğru nefes, bedenimizi, duygularımızı ve zihnimizi, doğal olarak da enerji bedenimizi rahatlatır, dengeye sokar. Özellikle sinir sistemi ile doğrudan ilgilidir. Bu davranışlarımızı değiştirir. Dolayısıyla kendimizle ve diğer insanlarla ilişkilerimiz gelişir ve yaşam kalitemiz artar.
İnsanlar duygularını bedenlerinde deneyimler. Hatta denebilir ki, akciğerlerimiz duygularımızı depo eder. Eğer kötü deneyimleri depo etmeye devam edersek, açıktır ki bunlar bizi bir şekilde hasta edecektir.
O halde yapılması gereken, bize zarar veren bu kötü duyguları kendimizden uzaklaştırmak ve kendimizi şifalandırmaktır. Doğru nefes, akciğerlerimizi temizlediği gibi, içindeki kötü duyguları da uzaklaştırmakta ve yeni olumlu duyguların içimize girmesine olanak sağlamaktadır. Nefesle dikkatimizi kendimize vermemiz ve kendi kendimizi şafalandırma çalışması yapmamız bir bencillik değildir. Kendimizi değiştirerek aslından çevremizdeki insanları da olumlu bir şekilde değiştirmiş olmaktayız.
Göğüs kafesimizi bir kalkan gibi de düşünebiliriz. O bizi olumsuz dış etkenlere karşı koruyan bir kalkandır. Latincede göğüs ve kalkan sözcüklerinin çok benzer olması ve etimolojik olarak aynı kökten gelmesi anlamlıdır. Fakat, birisine sarılıp sevgimizi ifade ederken bu kalkanı çıkarmak gerekir. Günümüz insanları dıştan gelecek tehditlere o kadar saplanıp kalmıştır ki bu kalkanı herkese karşı kullanma eğilimdedirler. Böyle olunca da nefes ve sevgi gibi her şeyi dönüştüren enerjileri yerli yerinde kullanamamakta ve blokajlar üretmektedirler. Bu yüzden, en güzel hediye olan yaşama, göğüsteki kalkanla değil de ellerimizi sarılacakmış gibi açarak sevgiyle hoş geldin demek, hemen hemen bütün olumsuzlukları dönüştürecek ve bizi, bilincin daha yüksek boyutlarına taşıyacaktır.
Antik zamanlardaki bir çok köklü uygarlıkta nefesin öneminden ve şifa verme etkisinden bahsedilmiştir. Bu dillerin bir çoğunda nefes ve ruh aynı kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin eski Yunanca, “numa” hem ruh (sprit) hem de nefes (breath) anlamına gelir. Kökeni çok eskilere giden yerlilerin yaşadığı Havaii dilinde merhaba / hoşça kal ( hello / good bye ) anlamlarına gelen “alloha” ise Tanrı ve nefes sözcüklerinin birleşimidir. Orijinalinde bu sözcükle aslında “ Seni selamlıyorum çünkü aynı Tanrı’nın nefesini beraber soluyoruz” denmektedir. Şimdiye kadar gelmiş hemen hemen tüm spritüel öğretilerde de nefes çok önemli bir yer tutar.



0 yorum:
Yorum Gönder